Sirkte bir gün / Sahne Fotoğrafçılığı / 23.Şubat 2011



Geçen pazar bir arkadaşımın davetiye güzelliği dolayısı ile sirke gittik. Fotoğrafçının daimi sorunsalıdır; özel izin almamışsanız makineyi içeriye sokabileceğiniz ve içerde çekim yapacağınız hiçbir zaman garanti değildir. 1994′ten beri İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın arşiv fotoğrafçısıyım. Basın deneyimim de var. Ama yine de o endişem hiç bitmez. Yeni bir alternatif olarak hayatıma Panasonic GF1 ve GF2′yi soktuğumdan beri böylesi durumlarda bu makineler tercih sebebi olabiliyor. Evet işte girişteyiz, metal dedektörü var. Neyse ki ekipmanlarım pufuduk montumun içerinde sıcacık duruyor. Neler aldım yanıma? 14mm pancake objektif (zaten ceplerimde kaybolup duruyor öyle küçük ki), 14-45mm genel görüntüler için, 70-300mm de ışık yeterli olur da yakınlaşabileyim diye. O şekilde geçtim güvenlikten, zaten izdiham var ince arama yapmadılar. Dslr getirenlerin pillerini aldıklarına şahit oldum. Bir görevliden ilk günkü gösteride patlayan flaşlardan çok şikayet aldıklarını öğrendim.  Gösterilerde insanlar neden flaş kullanırlar bu da ayrı bir konu. O küçük flaşları kaç metreye kadar ulaşacak ki. Zaten böyle ortamlarda profesyonel ışıkçılar  bize en güzel ışığı yapmışlarkene neden ortam ışığını almak yerine yüksek enstantane, orta değerli bir diyafram değeri ve ‘dandik’ flaş denklemine gireriz anlamak mümkün değil. Burada tekrarlamakta fayda var. İdeal bir sahne ışığı:800-1600 iso, 2.8 veya 4 diyafram açıklığında, ortalama 1/125 enstantane değerlerindedir. Ekranda çıkan görüntülerinizi devamlı kontrol etmeniz gerekir. Buna bağli olarak da hataları enstantane ile düzeltme yaparsınız. İso ve diyaframla pek oynanmaz. Tabi bunlar manuel çekim modunda çalışmak içindir ki diğer modları asla tavsiye etmem.

Ben de o gün makinemin performansına uygun olarak bu değerlerde çekimler yaptım ve çalışma şartlarının zorluğuna rağmen bir iki hoşuma giden fotoğraf yakalamayı becerdim. Gösterinin ortasında bir görevli beni farketti ve uyardı, ondan sonra da kucağımda çekmeye devam ettim. Görevli herhalde flaş kullanacağımı düşündü. Arka ekranın varlığı sayesinde vizörden bakmadan çekme olasılığını seviyorum, ama elinizle siper edin ışığı farkedebiliyorlar.  Böylesi durumlarda seyirci de kaplan kesiliyor ve kötü bakışlarına hatta tacizlerine uğrayabiliyorsunuz. Neyse ki onları rahatsız edecek hiçbir şey yoktu, makinenin bir avantajı da sessiz çalışması.  Dslr’ın ayna çarpma sesi bazı gösterilerde gerçekten sabrın sınırlarını zorlayabiliyor. Ben yine böyle anlarda performans sesinin yükseldiği anları bekliyor ve seyircinin tepkisini gözeterek fotoğraf çekiyorum. Sonuçta insanları rahatsız etmeye de hakkımız yok. Renk dengesine de dikkat etmeli. Raw çekiyorsak sorun yok ama jpg çalışırken bazen tungsten ayara getirmek daha iyi sonuç verebiliyor. Yine böylesi çalışmalarda dikey ve yatay çalışmak faydalı, fotoğrafın kullanım yerlerinde avantaj sağlayabilir. Her zaman da geniş plan, orta plan ve yakın plan alternatiflerini çekmeliyiz.

Fotoğraf: Muammer Yanmaz / Panasonic GF2, 100-300mm, f: 4.3, t: 1/160 Isocan: 1600


Diğer yazılarımı www.yakalavecek.com da bulabilirsiniz.

Using 4ormat